Bugün oldukça tatsız ama bir o kadar da hoş geçti. Birkaç gündür göremediğim kankacım M. sonunda teşrif ettiler :)))) Buraya kadar güzel, tamam. Sonra geometri sınavı gelir.. Çok hoş bir şekilde. O kadar çalışmama rağmen bir işe yaramamasına mı, öğretilenlerle alakası olmamasına mı, çevremdeki herkesin kağıtlara aval aval bakması mı, yoksa sinirlerimi bozmama mı yanıayım bilemedim. Ama yapılacak birşey yokmuş. Önceden deneyenler kasma, aynı şeyi yaşayan bazıları ise nolcak yani boşver diyor. Tabi benim hayatımı etkilemesi veya başkalarının hayatını etkilemesi de önemli değil dimi? Bu mudur yani? Bakalım yarın birşeyler yapacağız, ne olacağı bilinmez ama. İsyanlardayım yani. Böyle giderse hukukçu filan olacağım o derece.
Ama bir de çikolata var hayatta. Böyle filmler var, sonracıma fotoğraf çekmeler, iyi havalar, kocaman dondurmalar var. Bir de küçüklüğün ne kadar güzel olduğunu hatırlatan fotoğraflar, anılar var. Sabır zor meslek dostum. Anlamak da öyle. Ne yazık ki ben bu iki konuda da prof. olduğumu söyleyemeyeceğim (Arkadan da desert rose'u ver anacım). Her geçen gün daha zor geliyor bazen. Avutmak için kendimi, yalnızlığın sesini dinliyorum, kitap okuyorum başka alemlere dalarak. Bir de şarkı söylüyorum. Mutluluk katsayımı yükselten şeyler bunlar.
Dedim ya şarkılar güzeldir. Eline alırsın şarap kadehini, arkada Buena Vista Social Club. Hava yavaşyan karanlık olur. Hafiften yudumlarsın şaraptan. Mırıldanırsın " Dos gardenias para ti / que tendran todo el calor de un beso / de esos que te di / y que jamas encontraras / en el calor de otro quere "..
Adiós
Ne aramıştın?
25 Mayıs 2011 Çarşamba
22 Mayıs 2011 Pazar
Öyle işte..
İçimden geldi birkaç tane video koyayım dedim. Sondakinin ise bir anlamı var. Ayarlayabilirsem Viyana'da konserine gitmeyi planlıyorum :)) Ehe!
James Bond aşktır.
21 Mayıs 2011 Cumartesi
Yemek Yapmak vs. Spor
Ah! Gelecekteki mesleğimi görür gibiyim. Ne kadar ders çalışsam ve mühendislik olma hayallerim devam etse de, bazen içimden "Bas git hadi İtalya'ya harca üç yılını" demiyor değilim. Benim için bir tutku ama kendimi hala bu konuda çok zayıf görüyorum -ki bu da çok anormal birşey değil.- İnsanlara yaptığınız tatlıyı veya yemeği tattırmak ve onları sadece bunla mutlu etmek dünyanın en muhteşem şeylerinden biri. Allahtan ben yapınca çok yemeyen bir insanım (insan beslemek sonuçta kilo aldırmıyor :P). Maalesef ki bu aralar gurme zevklerinden vazgeçip binlerce yıl öncesi atalarımızın yerleşik hayata geçtikleri zaman gibi, sebze, meyve, süt vs. ile besleniyorum. Kısmet işte naparsın. Ama sonuçlarını görmek de güzel. Hele geçen gün sitede koşarken bir tenis hocasının bana övgüleri beni oldukça mutlu etti :)) Her hareket ettiğimde bu bana güç veriyor. Sanki herşeyi yenebilirmişim gibi. Spor yaparken de şu aralar playlistimde olan şarkıları sizinle paylaşmak istiyorum - aslında tür olarak oldukça alakasızlar, takılma.
Adele - Rolling in the Deep
The Rolling Stones - Paint it Black
Michael Jackson - Who is it
Rihanna - Who's that Chick?
Hans Zimmer - Dream is Collapsing
Jennifer Lopez - On the Floor
E. S. Posthumus - Nara
Dubliners - Rocky Road To Dublin
Paloma Faith - Upside Down
Michael Jackson - Hollywood Tonight
Hurts - Wonderful Life
Duck Sauce - Barbra Streisand
The Black Eyed Peas - Just Can't Get Enough
Joe Cocker - Unchain My Heart
Royksopp - What Else Is There
Editors - You Don't Know Love
İyi dinlemeler, görüşürüz..
Adele - Rolling in the Deep
The Rolling Stones - Paint it Black
Michael Jackson - Who is it
Rihanna - Who's that Chick?
Hans Zimmer - Dream is Collapsing
Jennifer Lopez - On the Floor
E. S. Posthumus - Nara
Dubliners - Rocky Road To Dublin
Paloma Faith - Upside Down
Michael Jackson - Hollywood Tonight
Hurts - Wonderful Life
Duck Sauce - Barbra Streisand
The Black Eyed Peas - Just Can't Get Enough
Joe Cocker - Unchain My Heart
Royksopp - What Else Is There
Editors - You Don't Know Love
İyi dinlemeler, görüşürüz..
18 Mayıs 2011 Çarşamba
Revenge is a dish best served cold..
Yazı vakti :) Sonunda yine zaman bulabildim.(Resmi çok tuttum. Kill Bill <3) Gündemle başlayalım. Püskevit kelimesini söyleyen Bahçelicim, şimdi de mitinglerinde püskevit dağıtmaya başlamış. Ne diyelim hayırlı olsun. Önündeki ekran bozulduğu için gazını 1 dk. boyunca kaybedip, muhalefet için saygı durulunda (!) bulunan Recepçim ise sonunda yüzleri güldürdü. Kemal ise çıkartmalar yapmayı sürdürmekte. Üçlü arasında oynanan - tabi arada yedekler girip çıkıyor, ama hiç bu konuya girmeyelim - paslaşmalarda ise maalesef icraat kelimesi çok geçmiyor. Onun yerine salak reklamlar izliyoruz. O parayı fakir fukaraya dağıtsalar, kazanırlar valla. Ama sakalımız yokki sözümüz dinlensin.
Clive Cussler'ı okumamı söylüyordu bir arkadaşım uzun süredir. Bende sonunda onun tavsiyesine uyup bir tane okudum. Hazine. Şimdi de başka bir kitabına başladım :) Teşekkürler Z!
Uzun süredir yakınımda olup beni bu kadar tanımayan varmış. Şaşırdım açıkçası. Ve bir daha açıklığın ne kadar önemli olduğunu anladım. Siz siz olun söyleyin anasını satıyım. Ben de uygulamaya geçeceğim. İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa di mi ama! Sabır sınırlarım deneniyor anlayacağınız bu aralar. Hem de çoklu olarak. Neyseki biryerlerden kargoyla geliyor haftalık olarak kendileri. Güncelleme yapıyorum. Ablama ve M ve B. ye öpücüklerimi sunuyorum. Sizi çok seviyorum.
Karar verdim şu önümdeki 2 yılı takvim alıp, hergün çizeceğim. Geri sayım hesabı. 2013ün Haziranı gelsin sonrasında kendimi bir motorun üzerinde Avrupa'ya atacağım. Rüzgarda saçlarım savrularak. Yakında ise bir havuz sefası düşünüyorum arkadaşlarla. İyi gelir, rahatlatır bence. Az kalsın söylemeyi unutuyordum, bu yaz yolculuk Viyana'ya ;) Planlar yapılmaya başlandı. Sachertorte (çikolatalı Avusturya'ya özgü bir turta) ve kocaman şnitzel yenecek, bir konser, müzikal ve klasik müzik konserine gidilecek (bilet alabilirsem :P) . Salzburg'a göz atılacak. Mozart ve Freud unutulmayacak. Tabi daha çok var yapılması gereken, hala arayışlardayım
Yakında ise fotoğraflarımı yayınlamaya başlayacağım. Biliyorum amatörce olacak çektiklerim ama olsun, yine de ben çekmiş olacağım. Başlangıç evler ve manzara..
Für jetzt, das ist alles. Tschüs!
3 Mayıs 2011 Salı
Fotoğrafçılık
Arkadaştan hard disk aldım, bir güzel How I Met Your Mother izledim :)) Barney ya çok iyi! Ted, artık öğrenelim şu eşini. Yine Inception seyrettim, kurgu olayı daha mantıklı gelmeye başladı. Bir de rüyalarımı hatırlasam... Sadece bazı şeyler kafamda kalıyor. O da yılda bir. Bir rüyamdan yola çıkarak birşeyler tasarlıyorum. Biterse yayınlayacağım inşallah :) Zaman bulursam, sınavlar bitti, analog makinamı denemek istiyorum (daha doğrusu babamın, markası Zenith) Bulabilirsem siyah beyaz film alayım diyorum. .yavaş yavaş, estanteneyle diyaframla, netlikle oynayarak. Analog makinaların güzel tarafı o. O klik sesi, elinizde hissettiğiniz ağırlık, tripodla kullanmak, netlik ayarlanmadıkça o görünen kristal görüntü, filmi sarmak bunların hepsi analog makinaların artıları bence. Daha hissediyorsun olayı. Elbette dijitaller neredeyse analogların kalitesine yaklaşık. Silme ve tekrar çekmek daha rahat ama bence her fotoğrafçı analog makinayla çekimi denemeli. Bakalım ne olacak.. Bu aralar aklımda Canon 7d var. Çok iyi özellikleri hele iyi lenslerle muhteşem bir şey olabilir. ISO 12800e kadar çıkabiliyor. Pil ömrü, 18 mp olması güzel özellikler. Biraz ağır ama olacak o kadar. Tek kötü yanı sadece body'nin 3000, standart lensle birlikte 3500. Ne kadarda biriktirebilirim bu parayı kara kara düşünüyorum..:S kısmet artık. Aşağıda makinanın fotoğrafı var.
30 Nisan 2011 Cumartesi
Kitap : Casusluk
İlk önce kitapla başlayayım. Casusluk. Açıkçası her zaman ilgilendiğim konulardan bir tanesi. Bir şeyler araştırmayı hep sevdiğimden ajan olmak isteği vardır ezelden beri bende. Kitap bazı yönlerden sübjektif olsa da tarafsız kalmaya çalışıyor. CIA'in doğuşu anlatılıyor. Ve bu zamana kadar gelişi. Amerika'nın reklamı yapılmadan bazı şeyleri öğrenebilmek güzel gayet. İkinci Dünya Savaşında başlayan CIA öncesi hazırlık kurumundan nerelere gelinmiş.. Teknik Operasyonlar bölümü var kitabın çoğunluğunda. Çünkü her zaman teknolojik öncelik, avantajı sizin elinize veriyor. Eskiden her yapılan casusluk aleti icatı, sadece o ülkeye özgü kalabilirken maalesef bugün bunun olmasının imkanı yok. Bazı hoşuma giden icatları söyleyeyim. sigara şeklinde silah, un şeklinde patlayıcı, dinleme aletleri vs. vs. Kitabın bazı bölümleri daha acıklı. SSCB'de ikili ajanların KGB tarafından yakalandıktan sonraki olaylar ve resimler yansıtılmış. Resimler olsun, bölümlerdeki konu başlıkları; o kadar kalın bir kitap da olsa bir roman gibi kendine bağlamayı biliyor.
Şimdi hayata geçelim. Kafamdaki tilkiler çoğalmaya devam ediyor diyebiliriz. Okuldaki rahatsızlıklarımdan dolayı gelecek kaygım artmakta, haberleri ve insanları gördükçe moralim daha da bozulmaktadır. Gençliğimin gittiğini düşünüyorum bazen. Okumak yerine fotoğrafçılık mı yapsam?... Bir de ideallerime bu kadar da ters düşmese. İstediğim hem hobilerimi hem de işimi devam ettirebilmek ileriki hayatımda. Bazı şeyleri silmek zorunda kalmamak. Şu anda tek diyebileceğim kısmet. Göreceğiz.
Bugün İstanbul'da hava o kadar güzel ve ışıldıyor ki! Canım arkadaşımla 3 saat dolaştık gezdik yorulduk ama çok eğlendik. İlaç gibiydi. İnsana (ve özellikle bana) ayrı bir hava katıyor güneş ve sıcaklık. Mutluyum yani biraz olsun :P Bir de sürprizler yapıldı bana li değme keyfime. Yeni yerlerde keşfedildi. En kısa zamanda plan ilginç şeyler yemek ve sahaflardan kitaplar toplamak. İkisine de ilgim sonsuz. Doymayan bir açlık benimkisi. Mesela makaron, süper bişiy :)))) Onun dışında benim gözümde izlenilmesi gereken filmler var. Thor en kısa zamanda mümkünse 3d olarak arkadaşlarla. Requiem For A Dream filminin ise önce müziği etkiledi beni sonra da konusu. Sağolsun arkadaş getirdi fırsat kolluyorum seyretmek için. Konusu uyuşturucu ve hayatın acı gerçekleri ve gerçekdışılık da diyebiliriz. Sarsmak için yapılmış insanları bence. Hep tekdüzelik iyi değil.
Şu anda elimde Ahmet Ümit - İstanbul Hatırası. Gitme vakti geldi, yazılacak çok şey var ama kafayı toparlamalı. Ciao
15 Şubat 2011 Salı
Dönüş
Bu sefer tatilim iki ayı geçmiş. Bu arada ne oldu mu? Çok şey... Kendimle ilgili olanları düşüneyim bir. Almancayla ilgi ve alakam hız kesmeden devam ediyor. Siyah beyaz fotoğraf koleksiyonumu ilerletmiş bulunuyorum. Ve daha fazlası bla bla bla... Ama arkadaşım sayesinde sinema hakkındaki bilgilerim gelişti ilerledi. Daha sonra bir listesini de yazarım. Fotoğrafçılıkla ilgili kurs aramaya başladım. Kısmet artık umarım bulurum kafama göre. Haftaya Uludağ beni bekler, malzemeler çoktan hazır. (iyi kaymama rağmen duam "nolur kırık çıkık olmadan döneyim"). Dünya ise çalkalanıyordu Mısır'daki darbeyle ilgili. Oradaki insanların savaşını düşünemiyorum. Wikileaks tam gaz devam. İçimde bulunan bir tutam moda var o da bana moda haberlerini takip ettiriyor. Sevdiğim bloglardan fashiontoast ve theblondesalad'ı tebrik ediyorum. McDonald'sa son zamanda bayağı gider oldum. (Arkadaşlar uğruna :P) Bende kafa dağınık, toparlayım dönerim. Bu arada http://www.joythebaker.com/ adresini ziyaret edin. Kesinlikle beni şişmanlatacak! :))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

